
Eserin Künyesi
Yöresi: Rumeli yöresi
Derleyeni: T.R.T.
Diğer bilgileri: Bilinmiyor
Formu: Türkü formu
Sözleri
Ayağına giymiş sedef nâlîni
Aşka düştüm kimse bilmez hâlimi
Elimden almak isterler yârimi
Bağlantı:
Yandım insaf eyle zâlim el’aman hâlim yaman
Sönmez aşkın ateşi hiçbir zaman hiçbir zaman
Yüreciğim demir değil taş değil
Gözlerimden akan kandır yaş değil
Böyle sevdâ başıma gelmiş değil
Hikâyesi

Yıl bin dokuzyüz elliüç’ler… Rafet amca bir kız kaçırma hikayesini anlatıyor, çorbasını içerken koltuğunda. Almanya’da yaşıyor aslında. Yaz aylarında da Türkiye’deki evine, Zanike’ye geliyor.
Bir samimi arkadaşının işi düşmüş ona. Amcasının oğlu o da, yabancısı değil. Hacı Sayit’in İhsan amca. O zamanlar yaman delikanlılar tabi. Daha askere gitmemişler.
İhsan amca, Rafet amcadan önce birkaç arkadaşına gitmiş ama buna eşlik eden olmamış.
“Rafet, sana bir işim düştü. Senden başkasıyla bu iş olmayacak, bana yardım et. Bir sevdiğim kız var Hara’da (Arsin’in Yeniköy’ü). Onu kaçıralım, artık canıma tak etti.”
Olur demiş Rafet amca. Gece yarısı düşmüşler yola. Emine’nin kocası Solakoğun Ferat’’dan da tabanca almışlar.
Adam tabancasını kimseye vermezmiş ama, o zamanların iyi kemençe çalanlarından biri olan Rafet amcaya “sensun diye veriyrum, ona vermedum bak, mukayyet ol ona da silaha da ha” demiş.
Varmışlar evin yanına… Evin arka tarafından yaklaşmışlar eve ama evin arkası gaskam (kaygan çamur), hava yağışlı. Bunlar kaymış ve yuvarlanmışlar evin başına.
Büyük bir gürültüyle, paldır, küldür derken köpek havlamaya, koyun ve keçiler melemeye başlamış, irkilmiş hayvanlar tabi. Sonra evin reisi Ali efendi’nin Mahmut, çıkmış kapıya ve havaya bir iki el mermi atmış. Bizimkiler, topuklamış kaçmışlar ve biraz uzaklaşmışlar oradan.
Ama hâlâ ümit var bir şekilde câminin yanında beklemeye başlamışlar yine. Kızı kaçırmaya kararlılar tabi. Beklemişler bir iki saat daha ama ne gelen ne giden olmuş ve bir ses de gelmemiş hiçbir taraftan.
Biraz da üşümüşler artık. Rafet Amca “yeni bir pantolonum vardı, o evin başından yuvarlanınca biz de panikledik, kaçarken demir tellere takıldık yırtıldı güzelim pantolonum. Bir yandan ona da yanıyorum ama sordum bizim İhsan’a: “Nerde kaldı bu kız, gelmeyecek herhalde? Nasıl sözleşmiştiniz, ne demiştiniz, nasıl kaçıracaktın kızı? Haberi var mı?”
Bana dedi ki; “Var var. Haberi olmaz olur mu? Tabi gelecek, gelmez olur mu?” Ama halâ ortalıkta ne kız var, ne de haber. Meğer, bizim Halit’un evinun ordan karşıda garı İsmet’un evinun oriye “Ayağına giymiş sedef nalini” türküsünü söylermiş, o da karşıdan yoldan geçerken dönüp buna bakarmış, sadece o kadar.
Başka ne konuşma ne buluşma, ne de kaçma diye ortada bir şey yok. Bizim İhsan’ın yol dediği mesafe ile, sevdiğinin bu türküyü dinliyordu dediği yerin arasındaki mesafe, en az ikiyüz metre.
Rafet amca gülmüş, “Kalk p…yiyenun oğli, haydi gidelum. Demek kızun haberi olmadan sevmişsın, böyle sevdâluk da olmaz, böyle kız da kaçmaz! Kalk, haydee, yürüü” demiş ve ayrılmışlar oradan… “Kaç saat bekledik bilmiyorum diyor” Rafet amca ve “Karadeniz de çoğu aşk böyledir işte” diyor ve gülüyor içten içten.
M. Kemâl Ayçiçek – 22 Kasım 2010
Kaynak: karadenizolay.com
Notası
