
Hayâtı
Hayâtı hakkında kesin bilgi bulunmayan Âşık Ömer ile ilgili olarak araştırmacılar, onun bir şiirindeki “Kendim Gözleveli, Ömer’dir ismim” mısrasına dayanarak; Konyalı, Aydınlı veya Kırımlı olabileceğini söylemektedirler.
S. Nüzhet Ergun, onun Kırımlı Şerifî’den ders aldığını söyler. 1707 yılında, İstanbul’da vefât etmiştir.
İlk şiirlerinde, “Adlî” mâhlâsını kullanmışsa da, sonradan aldığı “Ömer” mâhlâsıyla tanınmıştır.
Hem divan, hem de halk edebiyatı tarzında yazılmış şiirlerinden meydana gelen bir, divanı vardır. Divan’ı yayımlanmıştır.
Bazı şiirleri, Gevherî’nin şiirleriyle karıştırılmıştır.
Ömer, 20 yaşına kadar bölgede kalır. Askere gittikten sonra, uzun bir süre 10 – 15 yıl, asker şâiri olarak, Avrupa ve Rusya sınırlarında dolaşır.
Bu nedenle, şiirlerinin çoğunda, vatan hasretiyle yanıp tutuştuğu görülür. Ömer, aruz ve hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Divan şâirlerinden oldukça etkilenmiştir.
Şiirlerinde ilk başta divan şâirlerine özenerek, “Adli” mâhlâsını kullanmış, daha sonrasında ise, “Ömer” mâhlâsını tercih etmiştir. Heceyle yazdığı şiirleri, aruzla yazdıklarına nazaran daha başarılı olduğundan dolayı, hece şiirleriyle tanınmıştır.
Bu alanda çağdaşı, Kayıkçı Kul Mustafa’dan etkilendiği görülür. Ayrıca, binin üzerinde şiir yazmış olup, âşık edebiyatının, en fazla eser bırakan sanatçısıdır.
Halk edebiyatının, iyi eğitim görmüş ozanlarından biri olan Âşık Ömer, Mevlevi tarikatına girmiş, Derviş Nihani takma adını kullanmıştır.
Pek çok yerler dolaşan Ömer’in Divan’ında, “Hâfız Âşık Ömer” ibaresinin yer alması, çeşitli kaynaklarda saz çaldığının kayıtlı olması nedeniyle “Âşık” unvanının verilebileceğine de işarettir.
Divan nüshaları, Konya yazma eser kütüphanesinde, Mevlana müzesinde, bir de Hamza Yanar nüshasının kopyası, Harun Seker de mevcuttur ve aynı kişinin, 2001 yılında, “Korualan Folklörü” adlı lisans tezinde de, bu konu daha açık belirtilir.
Temmuz ayının 2. haftası, Konya’nın Hadim ilçesinin Gezlevi (Korualan) köyünde, anma şenlikleri yapılmaktadır. Âşık Ömer, ölümünün üzerinden 301 yıl sonra, 13 Temmuz 2008 günü, köyünde anılarak, çeşitli etkinliklerle hatırlanmıştır.
Eskiçağ Tarihçisi Hasan Bahar, bölgenin tarihçesini, Harun Şeker de, Âşık Ömer’in, Gezlevi’yle ilgili şiirlerini okumuştur.
Bu kasabada, Helim Mehmet ORHAN (80 – 90 küsur yaşında), Âşık Ömer’in, anne tarafından olduğunu, kendisi söylemiştir. Âşık Ömer’in, baba tarafından ise, köydeki (Omarlar – Ömerler) soyundan olduğu, herkes tarafından bilinmektedir.
Bu konuda, son dönemde, “Âşık Ömer üzerine Mülahazalar” adlı çalışmayı da, Orhan Yavuz ve Y. Karasoy yapmıştır. Hâlen konu üzerinde araştırmalar devam etmektedir.
Günümüzde, akrabası olan Mehmet Orhan, hayâttadır. Bu konuda, “Âşık Ömer’in Şeceresi” adlı çalışmada da, Harun Şeker, kimlerden, hangi kuşaktan olduğunu belirtmektedir. Araştırmalar sonucunda, Konya – Koyunoğlu müzesinde eser tespit etmiştir.
5244 numarada, aslından kopya edilmiş, harekesiz 80 sahifedir. 1920 yılında basılmıştır. 3096 ve 3102 numaralarda, Türkçe baskısı mevcuttur. 51945 numarada ise, Hamza Yanar nüshasının, aynısı mevcut.
Ancak kenarlarında, Şah İsmail hikâyesi vardır, tarihi yoktur. Yâni şu an, 3 adet eser, Konya Yazma Eserler Müzesi’nde, 3 adet eser, Konya Koyunoğlu Müzesi’nde, ayrıca 1 adet Hamza Yanar nüshası bulunmaktadır.
Hayra Hizmet Vakfı Nüshası, 1925 yılında, Marifet matbaasında basılmıştır. Bu yazma da, Harun Şeker tarafından tespit edilmiştir.
Azerbaycan’dan da, Ali Barzende Türk adlı araştırmacının elindeki Kerem ve Aslı hikâyesinin kenarında, elyazma olarak, üç şiirinden kesitler olduğunu göndermiştir. Bu konudan sonra, Âşık Ömer’in, Türk cumhuriyetlerininde de tanındığı sonucuna varıldı.
Bir başka yazma ise, İstanbul Süleymaniye nüshasıdır. Ali Barzende Türk tarafından, Harun Şeker’e, Azerbaycan’dan gönderilen el yazma, 3 yaprakta da, Ömer’in şiirlerinden birkaçı bulunuyor. Aslı Kerem hikâyesinin kenarına yazılan şiirlerle, bu nüsha, Türkiye dışındaki Âşık Ömer şiirlerinde bir ilktir.
Son dönem araştırmaları ortaya çıkarmıştır ki, Aydın’da, Âşık Ömerî ile Âşık Ömer karıştırılmıştır. Yâni, Aydın’da, 1800’lü yıllarda ölen, Âşık Ömerî adında yaşayan, Âşık Ömer’i taklit etmeye çalışan bir şâir olduğu bilinmektedir.
Kaynak: tr.wikipedia.org