Nigâr Osman Hanım

Türk sanat müziği güfte şâirlerimizden Nigâr Osman Hanım; hayâtı, sitemde güfte şâiri olarak yer aldığı eserlerin ayrıntılı bilgileri ve video yorumları.

Nigâr Osman Hanım

Hayâtı

Nigâr Osman Hanım, 1856 yılında, İstanbul’da dünyâya gelmiştir. Macar asıllı, osmanlı vatandaşı ve servet-i fünun şâiri olup, gerçek ismi, Nigâr Binti Osman’dır.

Babası, 1848 yılı Macar İhtilali mültecilerinden, Macar asıllı, Osman Paşa’dır. Öğrenimini, Fransız mektebinde yapmış, özel olarak; Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri almıştır.

Çocuk yaşında iken şiir yazmaya başlayan Nigâr Osman Hanım, Fransızca dilini ve Fransız edebiyatını, çok iyi bilmekteydi. Zamanının kibar aleminin, en seçkin siması olarak bilinmekteydi.

Fransız salonlarını andırır şekilde, her salı günü konağında, zamanın tanınmış şahsiyetleri toplanır ve bu toplantılarda şiirler okunur, müzik dinlenir ve sanat ve edebiyat konularında konuşulurdu.

Şiirlerini;

  1. Efsûs I (1877)
  2. Efsûs II (1891)
  3. Nîram (1896)
  4. Aks-i Seda (1900)
  5. Elhan-i Vatan (1916)

adlı eserlerinde topladı. Safahat-i Kalb (1901) adlı bir gönül hikâyesini, mektuplar halinde veren, bir düzyazı eseri de vardır.

Özel hayâtında, pek mesut olmayışının ıstırabını anlatan şiirlerinde, ince bir lirizm görülür. Nigâr Osman Hanım, Türk kadın şâirler arasında, 19. yüzyılın ikinci yarısında, en bol ve en özlü eserler vermiş bir şahsiyettir.

Nigâr Osman Hanım kimdir

Yüzyıl önce Boğaziçinde parlayan efsane kadın…

Yıldız Parkı’nı bilmeyeniniz yoktur. Şimdi Çırağan Oteli olan kıyıdaki yer, eskiden Çırağan Sarayı iken, Yıldız Parkı da, buranın bahçesiymiş.

Saray halkı, o zaman da var olan yolun üzerindeki köprüden geçerek, bahçede hava almaya çıkar, akşama doğru cariyeler, kucaklarında topladıkları çiçek ve meyvelerle saraya dönermiş.

Nigâr Osman Hanım, o günlere âit saray yaşantısının, yakın tanığıdır ve bunları Günlükler’de yazdı. Günlükler’in önemi, sarayın günlük yaşamının, dışarıya kapalı olması dolayısıyla, hiç bilinmemesidir.

Nigâr Osman Hanım, babası Macar Osman Paşa’nın (Macar kökenli bir kurtuluş savaşçısı), saraya yakın olması dolayısıyla, hem o günlerdeki aydın bir Osmanlı hanımefendisinin yaşamını, hem de, hareme ilişkin tüm ayrıntıları gözler önüne seren, bu ender defterleri oluşturabilmişti.

Nigâr Osman Hanım, aynı zamanda, Osmanlıda, batılı anlamda ilk şiirleri yazan kadındır. Mihri Hanım’la birlikte, kadın ruhuna eğilen, ilk şâirdir. İyi bir müzisyen ve zamanın en aydın kişilerindendir.

İyi piyano çalar. Baba kız, sekiz dil bilirler. Salı günleri evinde yapılan müzik ve edebiyat toplantılarıyla ünlüdür.

Bu yeteneklerine ve olağanüstü güzelliğine rağmen, evin tek erkek çocuğu olan eşinin, vefâsızlığı dolayısıyla, yaşamı mutsuz olan, yalnızlığa mahkum kadın, Prof. Dr. Nazan Bekiroğlu’nun, Şâir Nigar Hanım adlı kitabında şöyle tanıtılıyor:

“Nigâr Hanım, 19. asır sonu, kültür semalarında yerini alan, öncü Osmanlı kadınlarının, en parlak yıldızlarından biri. Roman ve tefekkür sahasında, Fatma Aliye Hanım’ın temsil ettiği madalyonun, diğer yarısı, sosyal yaşantı ve şiir sahasındaki tamamlayıcısı.

Avrupaî Türk edebiyatının, bir kadın kaleminden çıkma, ilk şiir kitabı Efsûs’un sahibesi. “Elemterâneleri” olarak tanımladığı şiirleri, döneminde kadınlara yazma ve yayımlama cesâreti verdiği gibi, erkek edipler üzerinde de geniş bir etki alanı oluşturdu.

Tanzimat ve Servet-i Fünunda, kadın – erkek, garplı – şarklı konuklarını ağırlayan, bir asır sonu entelektüeli. Dönem feminizminin, ılımlı kanadında bir kadın sesi.

Etik ve estetik bir mitin sahibesi olarak, hayâtı bir yanıyla, romans ya da peri masalına benzerdi. Ama bir yanıyla da bu hayât, olanca katılığı ve acımasızlığı ile gerçeğe koştu.

İlk bakışta verdiği onca parıltılı ve kalabalık siluete rağmen, kadın kimliği ile alabildiğine tenha ve kırık bir hikàyeydi. Unutuluşun kucağına, zirveden düştü. Hayâtını, elemlerini, zâten çok az olan ümitlerini anlattığı günlükleri, yıllarca Aşiyan Müzesi’nde bekledi.

Oysa o, yazıyor ve gelecekte, birilerinin bunları okuyacağını ümit ederek teselli buluyordu. Geleceğe bir sesleniş, yüz yüze olmayan bir paylaşım yürekliliği. Gerçekliğini kabullenmemiz adına, kendi duygu kabiliyetimizden başka bir şey yok.
Kaynak: msxlabs.org

Nigâr Osman Hanım, 1 Nisan 1918 tarihinde İstanbul’da vefât etmiştir. Mezarı Rumelihisar Kayalar mezarlığındadır.

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top