Timur Selçuk’tan Münir Nurettin Selçuk

Timur Selçuk, babası Münir Nurettin Selçuk ile ilgili eserler, maddi durumu ve Atatürk ile ilgili bazı olaylarla ilgili hâtıralarını anlatıyor.

Münir Nurettin Selçuk besteleri

Sayın Timur Selçuk, müzik piyasasında babasının eserlerini kimseye söyletmeyen, zor adam olarak anılıyorsunuz. Neden izin vermiyorsunuz?

Münir Baba, kendi şarkılarını öğrencilerine seçerek verirdi. Üslûba önem veren bir adam olduğundan, ölümüne yakın dönemde de maddi mânevi çok zorluklar yaşadı ama, kendi bilgisinden de hiç geri adım atmadı.

Babam, sanatçı olmadığı hâlde eserini doğru okumadığı için, Mustafa Kemâl‘i azarlamıştı. Böyle bir adamdan bahsediyorsunuz. Eğer bu şekilde sâhip çıkmazsam, yattığı yerden bana beddualarını eksik etmezdi.

Ben de babamın isteklerini yerine getiriyorum. Zâten, gece kulüplerinde ve konserlerde bu şarkıların içine ediliyor, bunlara bir yasaklama getirmiyoruz.

Albüme basılacak olan eserler konusunda çok hassas davranıyorum. Belge olarak kalacak olan albümlerde, bir yanlış yapılacak olursa, ondan sonra gelecek olan şarkıcı bir yanlış daha yapacak. Buna müsaade edemem.”

Sayın Timur Selçuk, babanızın Mustafa Kemâl’le ilişkileri nasıl bozuldu? “Yine Türk sanat müziği icrâ ederken, Mustafa Kemâl de eşlik edecek olmuş, Münir Baba da Mustafa Kemâl’e sinirle dönerek “Ya siz söyleyin, ya da bırakın, ben söyleyeyim” demiş.

Münir Baba, bu konuda tâviz verecek bir adam değildir, karşısında kim olursa olsun. Tabii Mustafa Kemâl, bu duruma kırılıyor ve iki yıl kadar küs kalıyorlar. Ama sonra Mustafa Kemâl, Münir Baba’nın hassasiyetinin ne olduğunu kavradığında, yanına çağırıyor ve sohbetlerine kaldıkları yerden devam ediyorlar.”

Sayın Timur Selçuk, maddi zorluklardan bahsettiniz, teliflerden para kazanabiliyor musunuz?

“Hayır, en son MESAM’dan 15 TL telif geldi! Gazinolarda milyarlarca liraya şarkılar türküler söyleyenler, bir lira para ödemiyor. Benim bir tek Münir Nurettin şarkısıyla, sizi helikopterle bulunduğunuz yerden alıp, buraya getirebiliyor olmam lâzım.”

Babanızın da, sizin de hep yurt dışı konserleri ve eğitimleri oldu. Hiç yurt dışında yaşamayı düşündünüz mü?

“Ben bu soruya, babamla olan bir diyaloğumla cevap vermek istiyorum.

Hastalığının son dönemlerinde, eşyalarına bakınırken, Paris Operası’ndan tenor olması için gönderilmiş mektubu buldum. Üstelik bir hayli yüksek meblağ teklif edilmiş. Babamın yanına gittim; Babacım, size zamanında böyle teklifler yapmışlar neden kabul etmediniz” diye sordum. Bana; “O zaman kim Münir Nurettin olacaktı oğlum” dedi. Ben de bu sözünden yola çıkarak, ülkemi bırakmayı hiç düşünmedim.”

Münir Nurettin Selçuk eserleri

Peki Münir Nurettin Selçuk, sizin eserlerinize nasıl yorumlarda bulunurdu?

“1970’li yıllarda, Paris’ten döndüm. Şan Sineması’nda konserim oldu, babam da izlemeye geldi. Konser bittiğinde, daha terim soğumadan, sert bir üslûpla ilk söylediği şey şu oldu: “Besteciliğin konusunda çok gelişmişsin ama, bestelerini, ses sanatçısı olarak icrâ edecek olgunlukta değilsin. Şan dersleri alman gerekir” Bugünkü başarımı, babamın o sözlerine borçluyum.”

Sizce Münir Nurettin Selçuk, yeteri kadar değeri bilinen bir sanatkâr oldu mu?

“Türk insanı Münir Baba’nın, 21’inci yüzyıl müzik tarihinin mîhenk taşı olduğunu, aydınlanma sürecinden sonra anlayacaklar ama, ben o dönemi göremeyeceğim. Bir defasında yine Paris’ten, babamın konseri için döndüğümde, konser salonunun yarısının boş olduğunu gördüm.

Babama dönüp: “Paris’te verdiğin konserleri düşününce, bu salondaki boşluğu bir türlü anlayamıyorum, nerede dinleyicilerin?” diye sordum. Çok sâkin ve mütevazı tavrıyla: “Oğlum, beni aradıkları gün, onlar da beni bulamayacak” demişti.”

Sayın Timur Selçuk, Atatürk Münir Nurettin’in plaklarını neden attı?

Atatürk, Münir Nurettin Selçuk Bey’i sever ve taktir ederdi. Bir tren seyahatimizde, yanında Fahrettin Altay Paşa da vardı. Kahvelerini içerken beni çağırdı, “Gramafona bir plak koy da dinleyelim” dedi.

Ben de Münir Nurettin Selçuk’un bir plağını koydum. Daha ilk ses çıkar çıkmaz, “Çabuk kapat bunu, yerine başka koy” dedi. Safiye Ayla‘nın bir plağını koydum.

“Tamam güzel oldu şimdi” dedi ve “Münir Nurettin’in ne kadar plağı varsa getir” dedi. Üç dört plağı vardı, hepsini Atatürk’e verdim. Camı açtı ve tüm plakları attı. Sonra da “Oh be” dedi. Çok şaşırdık, ama bir şey sormadık. Ta ki Ankara’ya gelinceye kadar. Keyifli bir anında, plakları niye attığını sorduk. Gülmeye başladı.

“Münir Nurettin, hani bir gece Dolmabahçe’ye gelmişti, sofrada şarkı söylerken, ben de keyifliydim, söylediği şarkılara iştirak ediyordum. Bir müddet sonra, şarkısını kesti ve yanıma gelip kulağıma, “Lütfen benimle berâber söylemeyin, şarkıyı bozuyorsunuz, ben de rahat söyleyemiyorum” dedi.

Belki kimse sezmedi ama, kendime mâni oldum, ters bir şey söylemedim. Tabii şarkı bizim işimiz değil ama, keyiflenmişiz, söylemeye çalışıyoruz. Beyefendiyi pek rahatsız etmişiz. O gece ona çok kırıldım, gücendim. Ama yine de plaklarını atmamalıydım, yanlış yaptım” dedi.

Münir Nurettin’i bir başka gece yine dâvet etmişti ama, o gece nedense Münir Nurettin’den hiç şarkı istemedi.”

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top