
İçindekiler
Hayâtı
Dr. Onur Şenli, 1 Ocak 1940 tarihinde, Adapazarında dünyâya geldi. Babasının memuriyeti dolayısı ile, eğitimini; Uşak, İzmir ve İstanbul’da tamamladı. Daha sonra, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi ve bu arada gazetecilik de yaptı.
Ege Ekspres ve E.Ü. Tıp Neşter dergisinde yayınlanan, Agora Meyhânesi şiiriyle ünlendi.
Şarkının sözleri, ilk kez 1959 yılında, Ege Ekspres gazetesinde yayınlanmış ve ağızdan ağıza yayılırken, ilk hâli unutulup gitmiş. Agora Meyhânesi’nin hikâyesini, 43 yıl sonra, Balat’ta, restorasyonu süren Agora Meyhânesi’nde, şâiri Dr. Onur Şenli’den dinledik.
1959 yılında şiiri yazarken, İstanbul’da Agora Meyhânesi diye bir yer olduğunu bilmiyormuş. Bu meyhânenin, sekiz köşeli olduğundan ve şâir Özdemir Asaf’ın, meyhânenin sekiz ayrı köşesine, sekiz ayrı şiir yazdığından da, haberi yokmuş.
Hristo Hristodulos’un dedesinin, bu meyhâneyi 1890 yılında açtığından, içinde tam 286 film çevrildiğini de bilmiyormuş Onur Şenli.
Geçtiğimiz yıl, İstanbul’da bir toplantı sırasında Aysel Gürel, Balat’taki Agora Meyhânesi’nden söz edince öğrenmiş varlığını ve eşi Kıymet (Unutma) Hanım’la birlikte, aynı gün, soluğu meyhânede almış.
Karşısında, şiirinde anlattığı meyhânenin, aynısını bulunca şaşkına dönmüş. Aynı günlerde Ahmet Selçuk, Agora Meyhânesi şiirini çıkaracağı kasete almak için izin istemiş. Şenli, “Şiirini eksiksiz okuma kaydıyla olur”, demiş.
Bu sefer de, CD piyasaya çıktığında, İlkan’ın şiiri, eksik değil, fazla okuduğunu, yâni orijinal metni, kendi “katkılarıyla” süslediğini görmüş. Onur Bey, ”Herkesten beklerdim ama, bir şâirden asla.” diyor ve bir tazminat davası daha açmaya hazırlanıyor…
İlk tebrik eden, arkadaşı Ahmet Necdet Sezer oldu
Takvimler 4 Nisan 1953’ü gösterdiğinde Türkiye, Çanakkale’de, bir İsveç şilebine çarpan Dumlupınar denizaltısıyla, denize gömülen 81 denizci için ağlıyordu. Şenli âilesinin evinde de, herkes gözyaşları içindeydi.
Bir tek, 13 yaşındaki Onur ağlamıyordu. ”Ben o sırada, gözyaşlarımı kağıda akıtıyordum” diyor.
Afyon Lisesi’nde yapılan anma töreninde Onur Şenli, yazdığı şiiri, tekrar tekrar okumuştu. Tören sonunda yanına gelen sınıf arkadaşı Ahmet Necdet Sezer, Onur’un boynuna sarılmış, tebrik etmişti.
Böylece, ilk şiir ortaya çıkmış ve Onur Şenli ismi, önce Afyon, sonra da, bütün ülkede duyulmuştu.
İstanbul’a giden genç Onur, önce Vefâ Lisesi, sonra da Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi ama, aklı fikri şiirde ve yazıdaydı. Agora Meyhânesi’nin hikayesi de, işte o günlerde başladı.

Babamın arkadaşının kızına, o gece tutuldum
Onur Şenli’yi en çok etkileyen kişi, babasıydı. Üsküdar Mûsikî Cemiyeti’nin kurucularından biri olan Sabahattin Şenli, çok güzel şarkı söylermiş.
Selahattin Pınar‘ın da yakın arkadaşı olan Sabahattin Bey, engin müzik bilgisini, Onur’a da aktarmış. Babasının bir arkadaşının, lise son sınıfta okuyan, çok güzel bir kızı varmış.
Bir akşam, babası Onur’u göstererek, ”Bizim çocuğun sesi çok güzeldir, size bir şarkı söylesin” deyince, kızın babası da, ”Bizim kızın da sesi güzeldir, Onur bir şarkı okursa, kızımız da size bir tango seslendirir” diye karşılık vermiş.
”Gece gündüz aklımdan çıkmayan kızın gözlerinin içine bakarak, sözleri, Mustafa Nâfiz Irmak‘a âit olan, Selahattin Pınar‘ın bir şarkısını okumaya başladım:
“Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek” Tabii devir, tango devri olduğu için, o güzel kız, benim gözlerimin içine bakarak okumaya başladı:
“Seni sevmem de haksız, sevdim demem de haksı, fakat neden insafsız…” Şarkılar bitince, evde derin bir sessizlik oldu. Ben çıkıp gittim. Ertesi gün, onlar da yazlığa taşındılar.
Günlerce evlerinin önünden geçtim ama, o, bir türlü dönmedi. Sonunda bir gün, penceresinin altından geçerken, önüme bir kağıt düştü. “Onur Bey, sizi Gündoğdu’daki Sisi Pastanesi’nde bekliyorum” diyordu.
Soluğu pastanede aldım ama, randevuya başkası geldi. Bu, sevdiğim kızın komşusuydu. Bana, “Aylardır sizi seviyorum” deyince şaşırdım. “Ama ben başkasına aşığım” diye itiraz ettim. Baktım ki onuru kırılıyor, birkaç güzel söz söyleyip, olayı yumuşatarak yanından ayrıldım.
Fakat, sevdiğim kız, ertesi gün İzmir’e gelmiş ve pastanedeki buluşma, kendisine yalan yanlış aktarılmıştı. Ne yapıp, ettiysem de, ikna edemedim. Telefonlarıma çıkmadı, ortadan kayboldu, beni görünce yolunu değiştirdi. Olmadı.
Hâtıra defterlerinin vazgeçilmez şiiri oldu
Aşk yarasıyla kıvranan genç adam, teselliyi İzmir’in Agora semtindeki, salaş meyhânelerde aramaya başlamış. Bir gece, Agora’da içtikten sonra eve gelmiş ve sevdiği kıza, bir mektup yazmaya koyulmuş:
”Sana bu satırları, bir sonbahar gecesinin, felç olmuş köşesinden yazıyorum…” diye başlamış. İlerledikçe yazdığının bir şiir olduğunu farketmiş. Böylece ünlü Agora Meyhânesi ortaya çıkmış.
Dikkat ettiyseniz “esas kız”ın adını, anmadık. Çünkü Onur Bey, İzmirli bir gazete patronunun eşi olan, ilk göz ağrısının ismini, zikretmek istemediğini söyledi.
Şiire, o günlerde adet olduğu üzre, İngilizce bir başlık koymuş: ”The Night, Wine and Love” yâni ”Gece, Şarap ve Aşk”. Şiir, fakültede yayınlanan Neşter adlı dergide yayınlanmak üzereyken, matbaada Ege Ekspres’in kültür sayfaları editörü, Şadan Gökovalı görmüş.
Dergi yayına girmeden önce, şiirin başlığını, Agora Meyhânesi olarak değiştirip, gazetede yayınlamış. Şiir, yayınlanır yayınlanmaz, genç kızların hâtıra defterlerine girmeye, mısraları, duvar yazısı olmaya başlamış.
Gönül Yazar’dan, 66 bin lira tazminat aldım
Tıbbiyeyi tamamen boşlayıp, 1968 yılında, Ege Ekspres’te tam gün gazetecilik yapmaya başladığı günlerde, İstanbul’dan gelen bir yakını, ”Senin şiir şarkı olmuş, Gönül Yazar plağa okumuş ama, plakta söz ve müzik İsmet Nedim” yazıyor demiş.
Devrin ünlü bestecilerinden biri olan İsmet Nedim’in, kendi eserini bestelemiş olması, Onur Bey’in hoşuna gitmiş ama, adından söz edilmemesine çok içerlemiş.
İki gün sonra, Gönül Yazar’ın ağzından verilen gazete ilanı, kızgınlığını arttırmış: ”Değerli bestekâr İsmet Nedim’in, benim için bestelediği, merhum aktör Suphi Kaner’in, sözlerini benim için yazdığı Agora Meyhânesi’ni, Arya Plakları’na okudum.”
Sabrı taşan Onur Şenli, 20 bin lirası maddi, 30 bin lirası mânevi olmak üzere, toplam 50 bin lira tazminat talebinde bulunduğunu belirten dilekçesini mahkemeye vermiş.
Ertesi gün çıkan bütün gazeteler, davadan söz ediyorlarmış. Bir müddet sonra, besteci İsmet Nedim İzmir’e gelmiş. Onur Şenli, adını gizleyerek, gazeteci kimliğiyle, İsmet Nedim’den söyleşi için randevu almış.
Söz, dönüp dolaşıp, Agora Meyhânesi’ne gelince Nedim, ”Yahu ben bunun, bir yazarı olduğunu bilmiyordum. Bana bu şiiri, imzasız olarak getirdiler ve benim de hoşuma gidince, besteyi yaptım. Oysa, tıbbiyede okuyan genç bir adamın şiiriymiş” deyince, Onur Bey, ”O genç adam, benim efendim” diye yanıt vermiş. Ama, bir uzlaşma sağlamak, mümkün olmamış.
Dava, senelerce sürmüş. Mahkeme 1972 yılında, faizleriyle birlikte, 66 bin liralık bir cezâyı onaylamış. Davalıların bir kısmı yerinde bulunamadığı için, para, Gönül Yazar‘dan tahsil edilmiş.
Agora Meyhânesi
Sana bu satırları
Bir sonbahar gecesinin
Felç olmuş köşesinden yazıyorum
Beşyüz mumluk ampullerin karanlığında
Saatlerdir boşalan kadehlere
Şarkılarını dolduruyorum
Tabağımdaki her zeytin tanesine
”Simsiyah Bakışların’ı koyuyorum
Ve kaldırıp kadehimi
Bu rezilcesine yaşamaların şerefine içiyorum.
Burası Agora Meyhânesi
Burada yaşar aşkların en madarası
Ve en şahanesi
Burada saçların her teline bir galon içilir
Gözlerin her rengine bir şarkı seçilir
Sen bu sekiz köşeli meyhâneyi bilmezsin
Bu sekiz köşeli meyhâne seni bilir
Burası Agora Meyhânesi
Burası arzularını yitirmiş insanların dünyâsı…
Şimdi içimde sokak fenerlerinin yalnızlığı
Boşalan ellerimde kahreden bir hafiflik
Bu akşam umutlarımı meze yapıp içiyorsam
Elimde değil
Bu da bir nevi namuslu serserilik
Dışarda hafiften bir yağmur var
Bu gece benim gecem
Kadehlerde alaim-i semaların raksettiği
Gönlümde bütün dertlerin hora teptiği gece bu
Camlara vuran her damlada seni hatırlıyorum
Ve sana susuzluğumu
Birazdan şarkılar susar, kadehler boşalır
Umutlar tükenir, mezeler biter
Biraz sonra bir mavi ay doğar tepelerden
Bu sarhoş şehrin üstüne
Birazdan bu yağmur da diner
Sen bakma benim böyle delice efkârlandığıma
Mendilimdeki o kızıl lekeye de boş ver
Yarın gelir çamaşırcı kadın
Her şeyden habersiz onu da yıkar
Sen mesut ol yeter ki ben olmasam ne çıkar?
Dedim ya burası Agora Meyhânesi
Bir tek iyiliğin tüm kötülüklere meydan okuduğu yer
Burası Agora Meyhânesi
Burası, kan tüküren, mesut insanların dünyâsı. Konak Belediyesi, İzmir’de; sanat, kültür ve edebiyat alanında, kente ve kentliye, önemli katkılar sağlayan, eserleriyle iz bırakan isimleri, “Ustaya Saygı” adıyla düzenlenen etkinlikler ile, hem anıyor hem de, isimlerinin anılarda yenilenmesini sağlıyor.
Prof. Dr. Türkan Saylan’ın, Alsancak Kültür ve Sanat Merkezi’nde başlayan etkiliğin ilk konuğu, Agora Meyhânesi adlı şarkının güftesini yazan Şâir Dr. Onur Şenli, yakınlarıyla, dostlarıyla birlikte olduğu buluşmada, duygulu anlar yaşadı.
Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan, başlatılan proje ile, İzmir’e çok şey katmış büyük ustalara, küçük bir vefâ sunmak istediklerini söyledi.
Şâir ve Doktor Onur Şenli ile başlatılan ilk ustaya saygı gecesinin, gecikmiş bir vefânın, yaşama geçirilmesi şeklinde değerlendiren Başkan Tartan; “Yaşamının bir yerlerinde, gazeteci, şâir, doktor ve insan olarak Onur Şenli’nin bazı şiirleri, zaman zaman kendisinin de önüne geçiyor.
Bu konuda örnek az ama, bunlardan biri de Onur Şenli’dir. Başyapıt olan Agora Meyhânesi ile, yıllardır gönüllerde esiyor. Agora Meyhânesi adlı şiiri, şâir kimliğinin önüne geçti.
İnsan, dost, sevgi dolu olan Onur Şenli, bizim için, ülkemiz için, kentimiz için, çok önemli bir kimlik. Onu her zaman, saygı ve sevgiyle anmaya devam edeceğiz. Kendisine uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum” dedi.
Eşi Kıymet Şenli ile birlikte katıldığı gecede, bâzen hüzünlenen, bâzen de duygulu anlar yaşayıp, gözleri yaşlar ile dolan Onur Şenli, hatırlanmanın çok güzel bir duygu olduğunu belirtti.
Usta saygı gecesinin düzenlenmesinin çok önemli bir mesaj olduğuna değinen Şenli Başkan Tartan’a, şiire emek veren insanlar ve şâirler adına teşekkür etti. Şenli, “Ucundan kenarından şiirin içinde olmaya çalıştım. Herkesin gönlünden şiir eksik olmasın. 70 yılımı verdim ve içimdeki çocuğun büyümesini hiç istemedim” diye konuştu.
Onur Şenli, 8 Eylül 2017 günü 77 yaşındayken, tedâvi gördüğü hastahanede yaşamını yitirmiştir.