Yektâ Akıncı

Türk sanat müziği bestekârlarımızdan Yektâ Akıncı'nın hayâtı.

Bestekârın sitemde yer alan bestelerinin; güfte şâirlerini, sözlerini, notalarını, makâm ve usûl bilgileri ile video yorumlarını, Yektâ Akıncı Besteleri sayfasındaki listeden seçerek inceleyebilirsiniz.

Sitemdeki İlgili Eserler

Yektâ Akıncı

Hayâtı

Mûsikîde, Latif Ağa‘dan Kanûnî Mehmet Bey‘e, Ahmet Mükerrem Akıncı’dan Cahit Gözkan’a uzanan silsile içersinde, önemli bir şahsiyet de Yektâ Akıncı’dır.

Akıncı âilesinin soy ismi, Anadolu’dan Rumeli’ne geçecek Akıncıları “Sal” ile geçiren ve kendileri de Akıncı olan âile geçmişlerinden gelmektedir.

Hoca Hâfız Ahmet Mükerrem Akıncı’nın büyük oğlu, Muhiddin ve Bekir’in Ağabeyleri olan olan Yektâ Akıncı da, âile geleneği olan gemicilik mesleğine gönül vermiş ve genç bir makine işletme mühendisi iken, 1927 senesinde girdiği Deniz Yollarından 1970 yılında Genel Müdür Muavini olarak emekliye ayrılmıştır.

Bu iş ve mesleği icâbı Almanya, İsveç ve Amerika’da geçici görevlerde bulunan Yektâ Akıncı, Babası ve Hocası Ahmet Mükerrem’in 1940 yılındaki vefâtına kadar “Ahmet Mükerrem Akıncı oğulları ve Talebeleri korosunda” programlara katılmış, 1940 yılı sonrasında “Yektâ Akıncı ve Arkadaşları” adı ile Türk Müziği programları yapmıştır.

Yektâ Akıncı, Mûsikî Yaşamını kendi kalemi İle şöyle özetlemektedir

“Mûsikî Hayâtım, merhum pederimin mûsikîye olan derin vukufu dolayısı ile evimiz bir müzik mektebi haline gelmişti. Doğduğum günden beri kulaklarımı dolduran eşsiz mûsikîmizin ruha nüfuz eden ilahi nağmeleri, beni de kendisine bağladı. İlk olarak 7 yaşında iken “ud” ile müzik ilminin tedrisine başladım. Bilahare de enstrüman olarak kemanı seçtim.

1919 senesinde Bostancıdaki ikametimiz esnâsında toplantılarımıza riyaset eden ve pederimin de derin müzik ilminden feyiz aldığı, merhum bestekâr İsmail Hakkı Bey‘in de hocası eski Enderun-u Hümayun İnce Saz Şefi, miralaylıktan emekli Beykozlu Kanûnî Mehmet Bey’den de uzun yıllar müzik dersi aldım.

Merhum büyük hocamız Kanûnî Mehmet Bey, pederime çok büyük kıymet verdiğinden, Bostancıdan İstanbul’a nakl-i hâne ettikten sonra da, haftada iki – üç geceyi bizde geçirirdi. Mehmet Bey, ne gariptir ki, 1931 senesindeki ramazan ayı içinde, evimizde hayâta gözlerini kapamıştır.

Büyük hocamızın vefâtından sonra babam, bu topluluğu vefât edinceye kadar yine haftada üç gece olmak şartı ile devam ettirdi. Bu toplantılarda Usul, Solfej ile fasıllar geçilir, musiki nazariyatı üzerinde mübahaseler yapılırdı. İşte ben müzik ilmini bu meclislerde ilerletmeye gayret ettim.

Mûsikî çalışmalarımda benimde dâimâ berâber olan bir kıymetten de bahsetmek isterim. Bu kıymet, hocası olan babamın rahle-i tedrisine pek küçük yaşta girmiş ve onun bütün müzik kültürünün hakiki vârisi olan İstanbul tüccarlarından Cahit Gözkan’dır.

Kendisi babamdan aldığı müzik bilgisini, evini bir mektep haline koyarak heveslilere öğretmekte ve müzik bahsinde söz söylemeye tam manâsı ile salahiyetli olduğu gibi aynı zamanda da kıymetli bir bestekardır.

Her hafta Cahit Bey’in Aksaray’daki evinde toplanır, eski zamanlarda olduğu gibi, müzik mübahaseleri yapar bu vesile ile de mûsikîmizden kam alırız.

Cahit Bey’in bugünkü talebeleri, hiç şüphe yok ki yarının kıymetli ses, saz sanatkârları ile bestekarları olacaktır. Mûsikî naçiz bilgilerimi, başta büyük hocamız Kanûnî Mehmet Bey ile pederimin Hâfız Ahmet Mükerrem Akıncı’ya borçluyum. Cenabı Hak bizlere ilim öğretmekle feyiz veren bütün hocalarımızın ruhunu şad etsin. Yektâ Akıncı

Görüldüğü gibi mûsikîde önemli bir tedrisattan geçmiş ve önemli bir merhaleye ulaşmış olan Yektâ Akıncı için, daha yaşarken, 1950 yılında, orta yaşlarında ve mûsikîşinaslığının en velut döneminde, Muradiye-Köknar-O. Fevzi, aşağıdaki manzum eseri vücuda getirmişlerdir.

Ruhu pür füturum Yektâ Beyefendiye…

İ T H A F

Bin yaşa ey necli necibi mükerrem binler yaşa
Varis-i hulk u nezahet feyz-i garam ruşen sima
Siyer-i rüşik, gıbte seza, ahlak nümunedir şaha
ilahi nağmelerin şülesi yaktı cism-i zarı serapa
Can dayanmaz bu çalışa kemanın başka bir mana
Meydan-ı pak-i hazret-i uşşaka düşüp revnaknüma
Mest ü hayran kalan gönülleri de eyledin ihya
Çal sevdiğim, çal güzelim, inlesin keman hemen çal
Çal mükerrem aşkına çal, sultan-ı aşk-ı hünkara çal
Çal ehl-i derde şifadır. hem sohbet-i esrara çal
Çal gerrü beyânı ervaha, ins ü cine ebrara çal
Hayâtta olsaydı “Memduh” öperdi üstadın elin
Ne mümkün evsafını yazmak üstadın dürrü Yektâ
Yoksul kalemimle bin bir irfanını eyledim ala
Şen yuvaya, afiyet günlere “Fevzi” eyler dua
Bin yaşa ey necl-i necib-i mükerrem binler yaşa
Muradiye-Köknar, O. Fevzi

Biz de bu vesile ile, daha önce yayınlanmamış bulunan Hal Tercümesi ile, mersiye mâhiyetindeki manzum eseri, efkârı umumiyenin dikkatlerine arz ederken, Hocam Cahit Gözkan’ın can dostu, müzik arkadaşı, âile meclisinde ağabeyi Yektâ Akıcı ile birlikte, cümlesini Rahmet ile Yâd ediyoruz.
Kaynak: musikidergisi.net

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top