Def - tef çalgısı

Türk sanat mûsikisinde def (tef) usûlü en iyi şekilde belirleyen çalgı kabul edildiği için, özellikle ritim tarafı ağır basan fasıllarda birinci saz olarak önem kazanmıştır.

Eskiden fasıl heyetlerinde şef durumunda bulunan serhânende elinde def tutar, sâzende ve hânendelere usul başlarını belirtecek ve esere birlikte girmeyi sağlayacak şekilde usul vurmak suretiyle faslı o idare edermiş.

Bu arada nâdiren birden fazla hânendenin def çaldığı heyetler de görülmüştür. Bir dönem bilhassa hânendelerin usul sazı olarak kullandıkları def, zamanla unutulmuş, ancak XIX. yüzyılın sonlarına doğru özellikle ince saz takımlarında yeniden görülmeye başlamıştır.

Günümüz fasıl heyetlerinde ise, eskisi kadar olmamakla beraber, bir ritim çalgısı niteliğiyle önemini korumaktadır. Sanat mûsikisinde kullanılan def, ortalama 30 – 40 cm. çapındadır ve kasnağının çevresinde muntazam aralıklarla yerleştirilmiş 8 – 9 cm. çapında beş çift zil bulunmaktadır. Deriye vurmak suretiyle elde edilen “düm” sesine karşılık, ziller “tek” sesini verirler.

Kasnak genellikle 3 – 4 cm. eninde olup, beyaz çam, ceviz, kavak, gürgen gibi ağaçlardan yapılır ve değişik tekniklerde çeşitli bezemelerle süslenir. Çok ince olması gereken def derisi için balık derisi veya sığır mesânesi tercih edilir; ancak oğlak derisi de kullanılmaktadır.

Ziller pirinç veya daha çok bafondan yapılır. Bazan bu standart tip deften başka küçük zillerin çerçevelediği 20 – 25 cm. çapında daha küçük deflere de rastlanmaktadır. Def, şeklinden dolayı dâire adıyla da anılmaktadır ve def çalana dâirezen denir.

XIX. yüzyılda servi ağacından yapılmış ceviz kaplama, üzeri sedef ve gümüş kakmalı maddî değeri yüksek deflerin İstanbul’da rağbetle karşılandığı bilinmektedir.
Kaynak: islamansiklopedisi.info

Bir yanıt yazın